23 February 2008

BASS


Iste hayatimin aski, sevdigim ses.. Issiz adaya düsersem yanimda olmasini dileyecegim sey.. Ne yaparim onunla adada bilmiyorum ama basima bir sey gelse en önce bass imi düsünürüm hep ve onu da beraberimde kurtarmak isterim. Benimkisi böyle bir ask iste.. Haa, asigim da cok mu ilgileniyorum kendisiyle? Yoo.. Zaten bu yüzden adi ask.. Askin tarifi ve mantigi yoktur ya, benimki de o hesap.. :)) Evet, her gün calmiyorum bass imi, ama yine de sanki o ben, benim ruhum. Yani evimde oldugunu bilmek bile büyük keyif. Her an elimin altinda duygusu.. Keske daha cok özen gösterebilsem.. O ayri.
Gerci bugün iletistim bass imla. Önce Larry Graham amcamin bass derslerini izledim, bir güzel gaza geldim, kendine has tekniginden yola cikarak ben de denedim onun gibi calmayi.. Bu isler tabii ki hop diye olmuyor, cok firin ekmek yemek lazim. Ama bir tür rahatlama duygusu geldi bana.. Dedigi bir sey cok hosuma gitti cünkü. "Herkes klasik tutusla bass calmak zorunda degil. Sag ve sol elinizi kendinize göre kullanabilirsiniz." Ne demek istedigini tabii ki buraya yazamam ancak izleyince anlasilir.. Ama fikir her sey icin gecerli aslinda hayatta.
Ruhunuzla basbasa kalmanin en güzel yolu bir odaya girmek ve kafaniza ne esiyorsa onu yapmak.. Ister bass cal, ister ders calis, ister dans et, ister sarki söyle, ister bagir, ister kitap oku, ister nette takil, ister hayal kur, ister müzik dinle, ister film izle.. Ama sadece kendinle ol. Hic baska bir dis etken olmasin. Ben bugün öyle yaptim!

No comments: