
İlkokul arkadaslarimla bulusma bahanesiyle gittigim Istanbul bu sefer bana büyük bir haz verdi, özgürdüm, keyifliydim ve sansima hava da cok güzeldi. Bahar gibiydi.. Günesli ve sicak.. Sanki benim icin acti günes! Sabah sabah vapur keyfi yaptim; vapurun dis kisminda rüzgari, martilari, gök mavisini ve denizin kokusunu yasadim. Müthis bir huzurdu. Ve istanbul'un sabah dinginligi vardi.. Cumartesi rahatligi vardi.
Ailemle vakit gecirdim, yegenimle oynadim, hasret giderdim. Ama en güzeli, yillar sonra kendimi bu kadar hür hissettim! Neden mi? Cünkü evlenene kadar anne-baba, evlendikten sonra eş sorumlulugu var, kimse kendi kendine karar alamaz, illaki danismak, sormak ve paylasmak lazim.. Bilirsiniz iste.. Bu karsindakine duydugun saygidandir.. Yani Tolga'yla bir yere gittigimizde tabii ki istedigimiz saate kadar takiliriz ama sonucta birimizin uykusu geldiginde yada sizmaya basladiginda digerimiz ona uyar ve birlkte eve geliriz.. Sen eve git, ben daha takilicam muhabbeti pek olmaz! Yani istisna durumlar var tabii ki; mesela Ebru geldiginde aynen de böyle olmustu, ben takilmaya devam etmis, Tolga da eve gitmisti.. Ben zaten sansli ve özgür bir insanim, bunu cok iyi biliyorum. Ama benim demeye calistigim sey sanki daha baska.. Söyle aciklamaya calisayim; yillar yillar sonra ilk defa tek basima cok eglendim, disarda kalmak istedim ve takildim.. Hic sıkılmadım! Ne ablam aradi ne zaman gelecegimi sormak icin, ne de annem! Tamamen kafama göre takildim.. İlkokul arkadaslarimin cogu da benim gibiydi, herkes günü ve geceyi dibine kadar yasadi.. Belki inanilmaz gelecek ama tam 12 saat birlikteydik, saat 14:30'dan gece 02:30'a kadar.. Sohbet, yeme-icme, arada bir mekan degisikligi derken zaman gecmis iste.. Cok eglenceliydi. 19 yil sonraki hallerimiz ve anilarimizla eski-yeni sohbetler.. Keyifli bir ortami sonuna kadar kimseye ne zaman gelecegimi söylemeden, strese girmeden rahatca yasadim! Bu işte.. Eger uykum gelmese ve biraz da Taksim'den tirsmasaydim sabaha kadar da takilirdim daha.. Ama bazen de bazi seyleri dozunda birakmak gerek sanirim.. Belki böylesi daha iyiydi.. Sabaha kadar da abartmis olurdum galiba! Bu arada Akm'nin yanindan kalkan Ziverbey dolmuslarinin kuyrugunu da hic unutmayacagim. Yillar gectikce sasirmaya devam ediyorum ben Taksim'in gece hayatina ve insanlara.. Istanbul'da yasarken de onca geceler takildim 2'lere 3'lere kadar ama hic dolmus kuyrugu görmemistim o saatte.. En fazla 20 kisi olurdu durakta.. Ama bu sefer abartmiyorum Akm otoparkinin en asagisina kadar yani neredeyse Hyatt Regency otelin oraya kadar uzayan bir kuyruk vardi ve ben o sarhos kafamla dumur olup ayildim.. Bir süre bekledikten sonra dolmus hareket ettiginde köprüde camdan disari bakarken istanbula dair anilarimi ve ilkokul arkadaslarimi düsündüm, gercekten hayal gibiydi.. Inanilmaz güzel bir geceydi.. Yillar sonra nasil da bu kadar laf bulduk konusmaya hic anlamadim.. Yada belki öyle bir etkilesimdi ki, herkes eglenmenin pesinde oldugu icin muhtesemdi.. Hic kasan yoktu, birbirine tepeden bakan yada uzak duran yoktu! Herkes esitti, ayniydi. En cok da bu güzeldi. Bulusmaya giderken icimde bir merak vardi, acaba ne konusabiliriz yada zaman nasil gecer diye.. Ama simdi anliyorum ki kasinti duygusunun olmadigi ortamlarda her sey süper.. Ilkokul hocamiz Sabiha Hanim da vardi bulusmada. Herkesi tek tek detaylara kadar hatirlamasi beni dumura ugratti, üstelik de sinifin en sessiz ve silik tiplerindendim ben. Pembe cerceveli o kocaman gözlügümden tutun da hangi derste iyi, hangi derste kötü oldugumu bile hatirliyordu. Hepimizin hatirladigi ortak olaylardaki karakteristik özelliklerimizi, ne tepkiler verdigimizi.. Inanilmazdi. Tabii konu hocamiz sayesinde siyasete de geldi. Görüslerimizi ve hangi partiye oy verdigimizi de sordu. Bir tek o kisimda sıkıldım! Apolitik biri olarak yada şöyle demeliyim; Tr'de politikanin yapilmadigina inanan biri olarak uzun uzun bu konuda sohbetler yapmanin bir yarari olmadigini düsünüyorum. Atesli konusmaktan ve can sıkmaktan baska ise yaramiyor! :)))
Gece cihangirden taksime dogru yürürken bir kere daha anladim ki; istanbulda dünyanin hicbir yerinde göremeyecegin degisik tipler yasiyor! O ne kiyafetler, o ne yürüyüsler, o ne bakislar, o ne duruslar, o ne insan kalabaligi.. Tamamen renkli geceler.. Ankara'yi son yillarda cok bozulmus olsa da hala severim ve yeri ayridir benim icin ama keske Ankara'da da böyle renkli geceler olsaydi.. Taksim bambaska..!
2 comments:
angaramız delikanlının yiğidonun harman oldugu yerdir.. oyle zirzop mekanlar, elemanlar uymaz ganı angara gogan yiğidoya. alooooööğ hişttttt... :))
yazını okurken, istanbula gidişlerimde arkadaşlarımla her buluşmamda annem tarafından defalarca aranmam geldi. 34 (hadi de 35) yaşında, kendi ailemi kurmuş olmamın, üstelik 15 yıldır onlardan ayrı bir şehirde yaşamamın hiç önemi yok:) ne güzel bir özgürlük hissidir bu ya, çok da güzel aktarmışsın.
Post a Comment