22 December 2008

P.S. I LOVE YOU !

"P.S. I LOVE YOU"
Yazin bulustugumuzda ilkokul arkadasim Gülnihal önermisti bu filmi izlememi. Neredeyse 6 ay gecti ve ben ancak bu cumartesi aksami izleyebildim. Bulusmamizda begendigimiz filmleri paylasmak icin sözlesmistik, ama ben ne zamandir hic film izlemiyordum acikcasi yada izlediklerimi cok begenmiyordum. Henüz ona bir film tavsiye edemedim ama onun tavsiyesini cok sevdim. Ps. I love you aslinda siradan görünümlü ama icinde yakalayabilene baya hisler veren güzel bir film bence. Film beni icine öyle bir cekti ki, sonunda baya dagildim. Öyle kilit sahneler vardi ki, canim babami kaybettikten sonra hissettiklerimi, yasadiklarimi ve yaptiklarimi hatirlatti bana. Kisacasi o kilit sahneler beni darmadagin etti. Her izleyende elbette bu hisler olusmaz. O yüzden bu film tamamen kisisel zevkime yönelikti diyebilirim. Bir sahne vardi ki; bunu sizinle paylasmak istiyorum. Esini kaybeden kadin karakter cenaze sonrasinda evine gidiyor ve yataga girmeden önce cep telefonundan evinin numarasini ceviriyor ve yorganin altina gömülerek ölen esinin sesini defalarca telesekreterinde dinliyor. Ben de annemin cep telefonundan babamin sesli görüntüsünü kendi telefonuma kaydetmis ve gizlice, defalarca kuytu bir kösede babami seyretmis ve dinlemistim. Bu duygu nasil anlatilir bilmem ama öyle bir his ki, bana babamin hala yasadagini düsündüren tek sey. Kafamdaki bir kurgu da olsa bu benim kendime terapim belki de.. Babamla vedalasali 2,5 sene oldu ve ben ne zaman babamin sesine ihtiyac duysam cep telefonumdaki o kisacik videoyu acar ve babami izler, rahatlarim. Filmi izlerken gözyaslarima hakim olamadim. (Filmi bugulu bir camdan izler gibi oldum sirf bu yüzden :)) ) Filmde öyle detaylar ve anlar vardi ki; filmin icinde gibiydim. Sanki biri beni anlatmis! Tolgacimla birlikte izleyecektik aslinda bu filmi ama O oyuna davet edildigi icin ben yalniz izledim. O iceride heyecanla oyununu oynarken ben iceride rahatca agladim va dagildim. Tolgacim bu filmi sever mi bilemiyorum, ama yine de izlemesini tavsiye ederim. Belki beni bir kere daha anlar bu filmle birlikte..
Basroldeki kadin karakter onca mücadelesinden sonra annesinin koynunda dagilmis bir halde aglarken nefes alamiyorum diyordu, nefes alamiyorum! Belki Sevgülcüm hatirlar, o ilk dönem ben de hic nefes alamiyordum, tikaniyordu, kilitleniyordu nefesim.. Sevgül bana o 1 saatlik psikolog seansini tavsiye etmeseydi belki de ben hala nefes alamayacaktim. Bazen 1 saatte cok sey degisebilirmis.. Hokus pokus! O gün o bir saatte öyle bir agladim ki tikanan bütün nefesim hic olmadigi kadar acildi. Ölüm denen sey caninizi öyle bir yakiyor ki, kendinizi kurtarabilmeniz gercekten hokus pokusluk bir duruma bagli. Ne akilla, ne delilikle cözülebilecek bir sey degil.. Tamamen zamana ve tesadüfe bagli hokus pokus! Nerden nereye geldim böyle.. Sadece bir filmdi izledigim.........

3 comments:

deli kuş said...

ölüyorum tanrım,en sonunda bu da oldu işte,
her ölüm erken ölümdür biliyorum tanrım!.....
der şair....
uzak olsun sevdiklerimizden,,, bir kızın babasını özlemesi beni çok etkiliyor nazlıcım,okuyunca boğazıma bişeyler düğümleniyor...

neptuneptun said...

o filmi ben de çok merak ediyorum, birileri mutlaka izle demişti çünkü. şimdi izlediğimde senin gözünden de bakacağım sahnelere demek ki...

Anonymous said...

ben de şimdi filmi çok merak ettim ama kalbim kaldırırmı bilemedim doğrusu.
aahhhh nazlıcan benim babacığımı seyredeceğim bi videom bile yok:(

gülru